kendimden kaçarcasına gitmelerim,senin uzağına denk geldi,sana değildi ahdım, sana değildi hıncım.sana değildi kaybolmuşluğumdaki ezberlenmiş tutkularım.sen kızma bana,kızamazsın benim içimdeki kendimlerle ettiğim kavgalar kadar.parmaklarımın kireci değildi...
ondan vazgeçemeyip de bu küçük zaferlerimden her vazgeçişimden,basiretsiz, cesaretsiz kimliğimle kavga mı edeyim,yoksa onu her gördüğümde aşık oluşumun acı kıvranışlarına tekrar tekrar göğüs gerdiğimden,bu ısrarcı...
tekrar içine çekildikçe nefes alınamaz karanlıklara dalınan bir girdap gibinefesini düğümleyen kabuslar, tekrar uyanıp uyanıp da aslında altında ezildiğin karabasanlar gibi...nerden çıkar nerden gelirler belli...
şimdi gerçek anlamda ilk defa bu yazı okunacak mı yani şimdi diye yazıyorum. ya da söyle demeli "ya bunu okursa?" kişilere, olaylara, dinlediklerime,...
istanbul da hayaller yağmurla büyüyor, kurak günler kavrulmuş toprakta yavan laylay yaz yaprakları uçuşuyor cekete gömülüp duvar kenarlarına sindirmeyen yağmurları yazı özletmeyen bir baharı istemiyorum...