![]()
![]()
eve her gidişimin donuşu daha zor olmasının nedeni,
a. geçen zamanın bugunumu ordaki hatıralarımdan uzaklaştırması
b. hayatımın sıkıntıları ve stresinin o zamanların huzur ve mutluluğundan koparması
c. büyüyen endişe ve hedeflerimin çocukluğumu her geçen daha çok silmesi
d. bu şehrin beni kendimden bir uzaklaştırıyor olması mı acaba?
her dönüşte daha bir homesick,
her seferde daha özlemli
her gidişte bir dönememe korkusuyla...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
olmuyor.
olmuyormuş...
yine oldu mu,
aslında "yeni"den olamıyormuş.
efsaneye göre;
ölümsüz sandığın,
o
bilgelerin bilgeleri,
savaşçıların en güçlüsü,
sonsuz reankarnasyonlarında bile
en güçlü sanıldığında en zayıf olurmuş.
o anda,
en derin transında,
en güçlü kuvvetli savaşında,
aslında vucudundan, tüm hayatlarından çıkıp da
yalnızca kendi ve çıplak benliği ile kaldığından
en kırılgan halde olurmuş.
o an öldü mü, sonsuz zincir kırılır,
tekrar bedenine dönemezmiş...
hem tanıdık hem yepyeni bir yalanmış,
bir aldatmacaymış sadece....
seni bedeninden soyan,
parça parça yaralayan bir hainmiş,
"güvenmek", pişman olunmayacak,
gururlu bir saflıkmış kendi çapında....
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ya da herhangi bir şey...
bir kalp, bir duygu, bir özlem...
kaç defa ete kemiğe bürünebilir?
sanki herşey tekrar doğdu.
sıfırdan başlamak gibi de değil.
"hem tanıdık hem yepyeni"
belki de çok uzun süren bir gebelik gibi
beklendik, umutlu ama sancılı...
ama en sonunda
kollarında,
çırılçıplak
ve senin!
ve aslında o da sensin!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
belki de şimdi lazım elime bir sihirli değenek....
belki de zaten var...
cesaretim en güçlü büyünün yerini tutabilir mi acaba?
tutabilir mi bir ucundan dünyanında da
tersine çevirebilir mi bir anda herşeyi?
büyü tutar mı bilemem...
sihirli kelimeleri soyledim
hem de hepsini.
bildiğim hepsini sıraladım bir anda...
denebilecek bir kelime,
denenebilecek başka bir şey kalmadı.
herhalde kalmadı.
"acaba (?)" demekten de alamazsın ya kendini
işte oyle bir hal...
başka bir formul olabilir miydi?
formul tam ve eksiksiz miydi?
- pardon bilen var mı nerden bulunur minare gölgesi...
belki de biraz selamsız sabahı...
kırk yağmur suyu ya da tuzları kurumuş bir göz yaşı...
kurbağayı şimdi mi öpüyorduk... ?
eksiklerden ne zaman emin olabilirim ki...
"bilmediğini bilmek erdem" miş
e o zaman bilmezmiydim herşeyi...
bilmediklerim aslında bilemeyeceklerim ise,
bilmediğimden asla haberim olamayacak şeylerse... (?)
bilinmeyen denklemlerin, sonsuz iterasyonları işte tam da burada başlar...
bilinmeyenlerimden, değişkenlerimden hangi calculus perisi kurtarır beni?
matematik de bir sihir değil mi ki sonuçta?
cesaretimin kısıt denklerimde mi gösterir kendini korkularım?
cesaretim arttıkça mı artar ve büyür korkularım?
yatağın altındaki canavarı cesaretim mi korkum mu büyüttü,
yıllarca getirdi buralara kadar???
belki de "cesaret" yazılı bir tasmı takmış bir pire nin mi arkasına saklanıyorum?
o ki kabuğunda kendini saklar, korur, zıplar kaçarken
ben yine dımdızlak burada kalırım???
plastik çizmeler ve renkli bir mevresimden yapılmış bir süper kahraman kostümü ile önlerine çıksam tüm korkuların...
çocukluğum gelip kurtarır mı beni tahta kılıçları ile?
tutmayacak bir büyü içimdeki tüm sihri kaybettirir mi
ya da
tutacak büyünün altından çıkacaklara karşı koyamaz ve yenilirsem...!!!
eyvah!
belki de bir canavar yarattıysam!!!
peki kalbim kötü ellerin eline geçerse olabileceklerden kim sorumlu olacak?
kim kırmızı düğmeye basıp yok edecek evreni?
ya da kim kırmızı kabloyu kesip kurtaracak esas kızı
belki de kimse gelip, duvar kenarında oturmuş küçük kızın kartonunda ne yazdığına bakmadan yürüyüp gidecek.
hiçbirşey; ne bir karşılık ne bir çıkar olmadan,
plan ya da hesap yapmadan
ama sadaka da beklemeden....
ne bir cesarettir ki bu;
bir şeyleri açıkça söylemişliğin gururunu taşısın,
ne de çaresizliktir;
dilsizliği ile kalbimi susturmuşluğuna pişman olsun...
o ki;
kalbinin üzerine bir çatı koyamamışçasına yalnız ve sanki evsiz
o ki;
en yüksek tepelerin en görkemli şatosunun kulesinde kitli ve fakat kısa saçlı bir prenses...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
korktum,
hep korktum,
çokça korktum.
ama hala buradayım ya, işte! demek ki de kaçmadım.
şimdi mi?
artık kalamam. kusuruma bakmayın.
ben artık bugunden sonra burada yokum.
bana müsade der, selamımı çakar, giderim yavaş yavaş...
yavaş yavaş... ama daha değil,
yani bugun değil...
ama belki yarın...
keza, siyah beyaz, sessiz ama ve de müziksiz,
karakterleri silik, hikayesiz, başsız sonsuz bir filmde oynamakla...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
kendimden kaçarcasına gitmelerim,
senin uzağına denk geldi,
sana değildi ahdım, sana değildi hıncım.
sana değildi kaybolmuşluğumdaki ezberlenmiş tutkularım.
sen kızma bana,
kızamazsın benim içimdeki kendimlerle ettiğim kavgalar kadar.
parmaklarımın kireci değildi elini tutamadığım,
yüreğimi saran nasırlardı sadece,
avucumun içine içine batan tırnaklarımı hissettirmeyen.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

boynuma asılan pranganlarımdır sırlarım,
gizli sevmelerim, güneşi göstermez panjurlar gibi,
bir ışık çizgisinden medet umar,
umut besler acı biçer yüreğim.
kendimden bile sakladığım zamanlar saatlerimden koşar gider,
kavgam, doğma! diyemediğim günün sabahıyla,
kovamadığım hayaletlerimle
ölmek bilmeyen tozlu sevdalarımın.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ondan vazgeçemeyip de bu küçük zaferlerimden her vazgeçişimden,
basiretsiz, cesaretsiz kimliğimle kavga mı edeyim,
yoksa onu her gördüğümde aşık oluşumun acı kıvranışlarına tekrar tekrar göğüs gerdiğimden,
bu ısrarcı don kişotluğuma şapka mı çıkarayım bilemezdim.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
bugun çok pazartesi başladı
halbuki pazartesilerle
pazartesi olmalarından kelli bi bir problemim yoktur
oysa her zaman arkasında durup savunduğum,
sevdiğim koruduğum kolladığım pazartesiler bugun bana da ihanet etti
pek bir nankörmüş.
it s a bad hair day,
kıyafetimi de beğenmedim.
üstelik yeni aldığım ayakkabılar o kadar da rahat değilmiş;
ayar parmaklarım büzüştü içerde.
20 dk taksi bekledm 2 dk lık yol için
ve o 2 dk lık yolda trafikte kaldım :S
olmadı. ben bugunu beğenmedim.
geri saralım, belki en baştan alalım,
ya da olmadı bugunu es geçelim.
olmaz mı?
bir kerelik yahu?
hani mahsusçuktan.... ?
olmaz mı?
....
hadi beee!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
tekrar içine çekildikçe nefes alınamaz karanlıklara dalınan bir girdap gibi
nefesini düğümleyen kabuslar,
tekrar uyanıp uyanıp da aslında altında ezildiğin karabasanlar gibi...
nerden çıkar nerden gelirler belli olmayan karakuşlar başının üzerinde dolanır da güneşini kapatır gibi,
gece olduğunu görmeden, ayın batışına bakıp bir iç çekemeden, kızıl bir gün doğumundan güç alamadan geçen günler gibi....
itiraf edemediklerinle inkar ettiklerinin arasında gidip gelirken, kapalı bir kutuda sekip duran lastik bir top gibi...
....
bana biraz zaman lazım...
çok da değil, biraz...
gürül gürül de değil ama biraz akıntı lazım bu sulara...
biraz akıp götürsün diye...
ya da biraz yağmur lazım... yolları yıkayıp, toprak kokusunu taşıyacak burnuma...
siz bana bişii demeyin, ben kendime gelirim...
iter, saklar, örter, kapatır devam ederim...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı