![]()
![]()
ya da herhangi bir şey...
bir kalp, bir duygu, bir özlem...
kaç defa ete kemiğe bürünebilir?
sanki herşey tekrar doğdu.
sıfırdan başlamak gibi de değil.
"hem tanıdık hem yepyeni"
belki de çok uzun süren bir gebelik gibi
beklendik, umutlu ama sancılı...
ama en sonunda
kollarında,
çırılçıplak
ve senin!
ve aslında o da sensin!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
hafiften bir placebo hadisesi
nedenini bilmesen de
etkileri aleni
yapılacaklar/tedaviler belli
keza ne bir tedavi, ne bir folyo-plastik giyside bir yandaş lazım ya, neyse
oysa nedir bu atalet
...
birkaç bilindik melodi
birkaç bilindik yüz,
birkaç bilindik anlama, anlatma seansları
birkaç bilindik gülümseme
bu bilindiklerle tamamlanan ve de tanımlanan sen.
yahu ben nerelere gittim, kayboldum
işte geldim,
kendime geldim.
aslında yokluk içinde hissettiğim,
yokluğu içimde sandığım
gereksiz bir agorafobi mi yoksa sosyofobi mi denecek
kapalı bir küpten
kendimi çıkarmak için,
aslında kendi ilaçlarımı yine kendi avucumda,
sımsıkı sıkarken gördüm.
hey
HOLA!
döndüm!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

saatlerce konuşsam konuşsan konuşsak
saatlerce şarkı söylesem
eteklerimi sallaya sallaya dönerek dans etsem içimden
öyle kıpır kıpır olsa hani içim sesini duyunca
saatlerce seni düşünsem, beklenmedik bir anda arasan da sesini duysam
saatlerce yankılansa aklımda kalan cümlelerin, gülüşlerin
...
çok özledim
...
önlenemez bir gülümseme oturdu yüzüme
umut deniyo sanırım buna
neyi ümit ettiğimi bilmiyorum gerçi,
kimi xaman bu kadarı da yetiyor ya, hadi neyse.
oysa umut dediğin...
kimi zaman "umut fakirin ekmeği" tevekkülleri,
kimi zaman "seni uzaktan sevmek en güzeli" halleri
kimi zaman da "umut yalnızca işkenceyi uzatır" gerçeklikleri
hangi zamanda hangisini kabul edersen artık...
!
beirut arkası,
blonde redhead
brightest dimond
çok güzel bir liste
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Winged Victory, 190 BC, Samothrace
Musée du Louvre, Paris
okul boyunca "sunum kaplanı" diye
anılan ve de geçinen bendeniz,
kurul karşısında, sunum bitiminde
tüm hücrelerindne ter boşalmış bir haldeydim.
politik bi cevapla artık kurtulduğum da onandıktan sonra
bir yıldır -hatta iki- omzumda taşıdığım o fil yükündeki stres gidiverdi
kabloları çıkarıp, çantamı toplarkenki suratımdaki heyecanlı gülümseme ile
zaten final zamanında olduğu için bomboş olan koridorda ilerlerken
öğrenci sıfatımla son kez yürüdüğümü düşününce
sahne birden filmlerdeki gibi yavaş çekime girdi.
ardından suratımda bu sefer huzurlu bir gülümseme
ve gereksiz yere kendimi bir sene stres e sokmuş olmanın
fakat en sonunda da kurtulmuş olmanın zafer ifadesi...
ilk aklıma gelen babam oldu.
benim mezuniyetim, onun gayri resmi emeklilik tarihi olduğu için
annemi düşündüm,
bu bir sene boyunca
benim tüm streslerimi benden daha büyük yaşadığı için
teker teker arayıp, sesimin titremesine engel olamayarak,
ikisine de teşekkür ettim. ve "Bitti" dedim.
hani türk filmlerinde olur ya,
esas adam hapishane'den çıkar,
ilk gün girdiği kıyafetleri üstündedir belkide,
-ya da en azından ilk girdiği günün anıları üstündedir halaa-
helalleşir zabıtlarla
sonra gürültülü bir şekilde demir kapı kapanır
sevinsin mi, ağlasın mı bilemez
nereye gitsin şaşırır
bir an için de öyle oldum
evet, bitti, kurtuldum...
VİCİ!
belki bu hadiseyi çok dramatik bir hale getirdim biliyorum,
buna da değinmeli,
ama bitti ya....!
herkes şapkalarını çıkarıp havaya atsın!
VİCİ!
VİCİ!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
istanbul da hayaller yağmurla büyüyor,
kurak günler
kavrulmuş toprakta yavan laylay yaz yaprakları uçuşuyor
cekete gömülüp duvar kenarlarına sindirmeyen yağmurları
yazı özletmeyen bir baharı
istemiyorum ben...
yaz gelsin, diyeceğim yok...
ama bahardan sonra!
ama keşke o bahar da kışdan sonra gelseydi.
kış da bir kere geldi bu sene istanbul'a
anlamadan eridi gitti zaten...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
biraz önce,
belki bir yarım saat fln öncesi,
elimde kahvem, arkada tın tın tam kıvamında bir müzik,
penceremin önünde hafiften salınan dallar,
hafiften içimi ürperten ağaç kokulu esinti,
...
yani tüm resim tam olmasına rağmen
büyük bir eksiklik, bir yavanlık vardı...
...
hayal
...
ne istiyorsun kuzum,
önümde yapılacaklar listesi uzun,
yapmaktayım da zaten, keza oluyorlar da...
ama,
ama bir hayal kısırlığı içinde buldum kendimi.
yapılacakların yanında
ötesinde, çok daha fazlasında
ne için kalbim çarpıyor, ne için suratımda şapşal bir gülümseme oluşuyor diye düşündüm...
...
pek bir şey gelmedi aklıma
kurtarıcım bir kaç dost hayalden, tezahürden de güç alamıyor olsam,
şu son günlerde bol jalepeno lu bir quesadilla dan daha fazla heyecanlandıran bir şey yok beni diyeceğim... 
....
ama
aramızda kalsın
o quesadilla yı da La Sofran da öyle bir yapıyorlar ki...
offf....
:p
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
alıntıdır;
haklarının yarısı bana aittir
kalanı yazılana
***
(...)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
(evet, bu benimmm...)
veee...
özgürüüümmm....
bittiiii.....
"TEZ" den bahsediyorum!
allahım, bir tez yazmak,
(hele de daha lisans tezi)
niye bu kadar meşakkatli, bu kadar stresli oldu?
ve de gereksiz yere uzadı
üstelik özellikle isteyerek seçtiğim bir alan ve konuda
paşa paşa geçen sene bitirsem de okulu
kağıt üstündeki mezuniyetim 2007 oldu.
"e, olsun ne var?"
üstelik ilk erteletme kararımı da kendim vermiştim
(2006 yaz sonu teslim etmek üzere)
de
ertelenmiş işlerin stresi çok feci oluyor.
ve ertelenmiş işler zamanları, gereklilikleri, önemleri
ne kadar belli olsa da insanın hayatına
güvensiz bir his, bir rahatsızlık,belirsizlik getiriyor.
hayatında belirsizlikten hoşlanan bir insan değilim.
düzensizlik, belki.
herşeyi istemek, herşeyi yapmaya kalmak,
kimi zaman yapabilmek ama kimi zaman da patlamak,
yine de bu dinamizmin verdiği yoğunluğun, düzensizliğin bir keyfi var.
kendiliğindenliğin keyfi,
renkliliğin keyfi,
heyecanın keyfi,
ama belirsizlik, hayır.
belirsizlik:
kafanı yastığa huzursuz koymak kafanı,
kafandan çıktığı için rahatlamışken bir süre,
ufak bir çağrışıma kızmak delice
o konuda birşey yapmadığın uygun bir zamandaki suçluluk
edilgenlik, güçsüzlük
yedirememek, kendinle çelişmek
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yahu istifa etmek ne zormuş.
sevgiliden ayrılmak gibi.
ama aynı şekilde de ne güzelmiş.
hafiflik duygusu,
yapman gerekeni yaptığının güveni,
daha iyisine layık olduğun fikri,
önceliklerini sıralama adına kararlığın,
karar verme yetini kullanma hazzı,
kararını icraata dökme özgürlüğü,
özgürlüğünün ağırlığının sorumluluğu,
kariyerimin ilk istifasını gerçekleştirdim.
sanki yaşlı karımı terk ediyorum da;
metresine gidip bunu anlatan adam gibi hevesle
tez hocama gidip haberi verdim,
hocam benim önceliğim önce tezim ve diplomam dedim.
aynı konuşmayı patronuma da aynı kararlılıkla yapıp
her türlü pazarlık pasını göğsümde yakaladım ve çevirdim.
hiç boşluk vermedim.
aferin bana.
istediğini yapmak adına uğraşmak,
onu elde etmek iyi güzel bir haz, hayata dair bir tatmin.
istedim, çalıştım, aldım gibi bir güven noktası,
bir özgürlük beyanatı da aynı zamanda.
ama bir şeyi almak
ya da bir şeye evet demekten daha çok
bir şeyi bırakmak, HAYIR diyebilmek
insanı daha özgür kılıyor.
bu bakış açısıyla;
işi bırakıp, evi satıp sahil kasabasına kaçmaca,
domates biber ekip, balık tutma hayalleri de
özgürlük
birlik, bireysellik hayalinden olsa gerek..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

sun is shinning today....
:)
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı