HOLA!

HOLA!

aman aman aman, efendim.... buyrun... biz de sizi bekliyorduk

ne sihir, ne ...

23/9/2008


belki de şimdi lazım elime bir sihirli değenek....
belki de zaten var...

cesaretim en güçlü büyünün yerini tutabilir mi acaba?

tutabilir mi bir ucundan dünyanında da
         tersine çevirebilir mi bir anda herşeyi?

büyü tutar mı bilemem...

sihirli kelimeleri soyledim
hem de hepsini.
bildiğim hepsini sıraladım bir anda...

denebilecek bir kelime,
denenebilecek başka bir şey kalmadı.

herhalde kalmadı.
"acaba (?)" demekten de alamazsın ya kendini
     işte oyle bir hal...

başka bir formul olabilir miydi?
     formul tam ve eksiksiz miydi?
          - pardon bilen var mı nerden bulunur minare gölgesi... 
          belki de biraz selamsız sabahı... 
         kırk yağmur suyu ya da tuzları kurumuş bir göz yaşı...

kurbağayı şimdi mi öpüyorduk... ?





eksiklerden ne zaman emin olabilirim ki...
"bilmediğini bilmek erdem" miş
e o zaman bilmezmiydim herşeyi...
bilmediklerim aslında bilemeyeceklerim ise,
        bilmediğimden asla haberim olamayacak şeylerse... (?)

bilinmeyen denklemlerin, sonsuz iterasyonları işte tam da burada başlar...
bilinmeyenlerimden, değişkenlerimden hangi calculus perisi kurtarır beni?

matematik de bir sihir değil mi ki sonuçta?

cesaretimin kısıt denklerimde mi gösterir kendini korkularım?

cesaretim arttıkça mı artar ve büyür korkularım?

yatağın altındaki canavarı cesaretim mi korkum mu büyüttü,
         yıllarca getirdi buralara kadar???



belki de "cesaret" yazılı bir tasmı takmış bir pire nin mi arkasına saklanıyorum?

o ki kabuğunda kendini saklar, korur, zıplar kaçarken
          ben yine dımdızlak burada kalırım???

plastik çizmeler ve renkli bir mevresimden yapılmış bir süper kahraman kostümü ile önlerine çıksam tüm korkuların...
çocukluğum gelip kurtarır mı beni tahta kılıçları ile?




tutmayacak bir büyü içimdeki tüm sihri kaybettirir mi
ya da
tutacak büyünün altından çıkacaklara karşı koyamaz ve yenilirsem...!!!

eyvah!

belki de bir canavar yarattıysam!!!

peki kalbim kötü ellerin eline geçerse olabileceklerden kim sorumlu olacak?
kim kırmızı düğmeye basıp yok edecek evreni?
ya da kim kırmızı kabloyu kesip kurtaracak esas kızı

belki de kimse gelip, duvar kenarında oturmuş küçük kızın kartonunda ne yazdığına bakmadan yürüyüp gidecek.

hiçbirşey; ne bir karşılık ne bir çıkar olmadan,
plan ya da hesap yapmadan
ama sadaka da beklemeden....

ne bir cesarettir ki bu;
               bir şeyleri açıkça söylemişliğin gururunu taşısın,
ne de çaresizliktir;
               dilsizliği ile kalbimi susturmuşluğuna pişman olsun...



o ki;
     kalbinin üzerine bir çatı koyamamışçasına yalnız ve sanki evsiz
o ki;
    en yüksek tepelerin en görkemli şatosunun kulesinde kitli ve fakat kısa saçlı bir prenses...   

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »